Trump, ABD Tarihini Değiştirdi: “Ülkeyi İnananlar Kurdu”
Trump’tan Tarih ve İnanç Yorumu: “İnananlar Kurdu”
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da inanç temelli yardım kuruluşlarına bağış yapan 60’tan fazla iş insanını ağırladığı toplantıda, ülke tarihine ve dini değerlere dair açıklamalarda bulundu.
Trump, “Ülkemiz hicret edenler ve inananlar tarafından kuruldu. Bu milletin temeli, inancın sağlam pusulası üzerine inşa edildi” ifadelerini kullandı.
“Dini Ülkeye Geri Getiriyoruz”
Trump, ülkede kiliselerin tekrar dolmaya başladığını söyleyerek, dini özgürlüklerin kendi döneminde güçlendiğini öne sürdü:
“Tanrı’nın gözetiminde iyimser bir ulusuz. Dini ülkeye geri getirmeliyiz ve bence bunu çok yüksek bir seviyede yapmaya başlıyoruz.”
Trump ayrıca dini kurumların siyasetteki etkisini artıracak adımlardan da söz etti.
Johnson Yasası’na Müdahale: Din ve Siyaset İlişkisi Genişliyor
Trump, 1954’ten bu yana yürürlükte olan Johnson Yasası’nı hedef aldı. Bu yasa, kar amacı gütmeyen dini kuruluşların siyasi adaylara açık destek vermesini yasaklıyordu. Trump, bu yasal düzenlemeyi kaldırarak din adamlarının siyasette daha etkin rol almasının önünü açtıklarını duyurdu.
“İki Cinsiyet Vardır” Söylemiyle Eşitlik Yasasına Karşı Çıkış
Trump, Biden yönetimi tarafından çıkarılan Cinsiyet Eşitliği Yasasına da karşı çıkarak şöyle konuştu:
“Tanrı’nın iki cinsiyet yarattığı temel ilkesini yeniden tesis ettik. Ellerinden hakları alınan ebeveynleri savunuyoruz.”
Bu açıklamalar, Trump’ın muhafazakâr seçmene yönelik mesajlarını yoğunlaştırdığının bir göstergesi olarak yorumlandı.
İnanç Ofisi Kuruldu
Trump ayrıca Beyaz Saray’da farklı inanç gruplarını temsil eden bir inanç ofisi kurduklarını hatırlattı. Bu ofisin tüm inançlara eşit mesafede olduğunu söyleyen Trump, ofisin dini özgürlükleri savunma görevi üstlendiğini ifade etti.
Eleştiriler Gecikmedi: Din Üzerinden Seçim Stratejisi Mi?
Trump’ın açıklamaları, başta Demokratlar olmak üzere pek çok çevreden tepki aldı. Din üzerinden tarih yazımı ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çıkışlar, önümüzdeki başkanlık seçimleri öncesinde dini değerleri seçim stratejisine dönüştürme çabası olarak yorumlanıyor.