Sağlıkta Dönüşüm Projesi: Gerçekten Ne Kadar Dönüştük?
Dönüşümün Başlangıcı: 2003’te Atılan Adım
2003 yılında Sağlık Bakanı Recep Akdağ tarafından başlatılan “Sağlıkta Dönüşüm Programı”, kamuoyuna “herkese eşit sağlık hizmeti” iddiasıyla tanıtıldı. Ana hedefleri arasında:
Genel sağlık sigortası sistemi,
Aile hekimliği uygulaması,
Kamu hastanelerinin işletme mantığına göre yeniden düzenlenmesi,
Sağlıkta tek çatı altında birleşme,
gibi adımlar yer aldı.
Ancak bu adımların büyük bölümü zamanla hizmetin metalaşması ve sağlıkta özelleşmenin hızlanması yönünde ilerledi.
Dönüşüm mü, Ticarileşme mi?
Bugün gelinen noktada birçok sağlık emekçisine ve yurttaşa göre, bu dönüşüm:
Hastanelerin “kar-zarar tabloları” ile yönetildiği bir işletme modeline dönüştü.
Sağlık çalışanları performans baskısıyla karşı karşıya bırakıldı.
“Hizmet almak kolaylaştı” dense de, nitelik ve süre bakımından ciddi kayıplar yaşandı.
Özellikle kamu hastanelerindeki yoğunluk, randevu bulamama sorunları ve 5 dakikada muayene sistematiği, sağlık hizmetini erişilebilir ama yüzeysel hale getirdi.
Şehir Hastaneleri: Modern Mi, Maliyetli Mi?
AKP döneminin simge projelerinden biri olan şehir hastaneleri, “5 yıldızlı otel konforunda sağlık” vaadiyle tanıtıldı. Ancak bu hastaneler:
Yüksek kira ödemeleri ve uzun vadeli yükümlülüklerle kamu bütçesinde kara delikler açtı.
Kent merkezlerinden uzak, ulaşımı zor noktalara inşa edildi.
Personel yetersizliği nedeniyle birçok birim işlevsiz hale geldi.
Türk Tabipleri Birliği (TTB), bu modeli “sağlıkta taşeronlaşmanın zirvesi” olarak nitelendiriyor.
Sağlık Çalışanları Ne Diyor?
Artan iş yükü ve mobbing vakaları,
Şiddet olaylarının tırmanması,
Yurt dışına gitmek isteyen hekim sayısındaki rekor artış…
2023 yılında yalnızca ilk 6 ayda 1400’den fazla doktor yurtdışında çalışmak üzere başvuru yaptı. Bu, sistemin çalışanlar açısından da “sürdürülemez” hale geldiğini gösteriyor.
Vatandaş Ne Hissediyor?
Sağlık sisteminin yüzeydeki erişilebilirliği ile gerçekte yaşanan memnuniyet arasında derin bir uçurum var. MHRS üzerinden aylarca randevu alamayan hastalar, acillere yüklenmiş durumda. Nitelikli sağlık hizmeti özel hastanelerde yoğunlaşıyor, ancak o hizmete ulaşmak artık sadece üst gelir grubunun imtiyazı.
Sonuç: Dönüşüm Gerçekleşti Ama Yönü Tartışmalı
Sağlıkta Dönüşüm Projesi, bir dönüşüm gerçekleştirdi. Ancak bu dönüşüm:
Sosyal devletin güçlenmesine mi,
Yoksa piyasa düzeninin kurumsallaşmasına mı hizmet etti?
Bugün geldiğimiz noktada, bu sorunun yanıtı hem sağlık çalışanları hem yurttaşlar için net: dönüşüm sağlık için değil, sistem için yapıldı.