Kulak Memesindeki ‘Frank İşareti’ Kalp Krizi Belirtisi mi?

Kulak Memesindeki ‘Frank İşareti’ Kalp Krizi Belirtisi mi?

Ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın Çanakkale’de geçirdiği kalp krizinin ardından, halk arasında kulak memesindeki çapraz çizgi olarak bilinen “Frank İşareti” yeniden tartışılmaya başlandı. Konuya açıklık getiren Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Abbas Bal, bu çizginin tek başına bir kalp krizi göstergesi olmadığını belirterek, sessiz kalp krizlerine ve asıl dikkate alınması gereken hayati belirtilere dikkat çekti.

Ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın anjiyo olup stent takılmasıyla sonuçlanan kalp rahatsızlığı, kalp sağlığıyla ilgili bazı fiziksel işaretleri yeniden gündeme taşıdı. Özellikle sosyal medyada ve halk arasında sıkça konuşulan kulak memesindeki yatay ya da çapraz çizgi, yani tıp literatüründeki adıyla “Frank İşareti”, kalp hastalıklarının habercisi olarak yorumlanıyor.

Güven Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Uğur Abbas Bal, bu işaretin ne anlama geldiğini, kalp krizinin sinsi belirtilerini ve 40 yaş sonrası alınması gereken önlemleri detaylandırdı.

“Çizgi Var Diye Herkes Kalp Hastası Olmaz”

Kulak memesindeki çizginin damar tıkanıklığı için tek başına güçlü bir gösterge olmadığını belirten Prof. Dr. Uğur Abbas Bal, durumun yaş ve diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Bal, “Genellikle yaşla ilişkili bir durumdur; yaş ilerledikçe daha sık görülür, genç hastalarda ise nadirdir. Ayrıca genellikle şeker hastalığı, tansiyon, kolesterol yüksekliği ve sigara kullanımıyla birlikte görüldüğü için, yaşın ve diğer risk faktörlerinin etkisi ayrıştırıldığında tek başına anlamlı bir işaret olmaktan çıkıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İşaretin varlığının doğrudan bir kalp krizi riski taşımadığının altını çizen Bal, özellikle genç yaşta her iki kulağında da bu çizgi bulunan kişilerin, en azından risk analizi açısından bir kardiyovasküler kontrolden geçmelerinin uygun olacağını belirtti.

Kalp Krizinin En Temel Belirtisi: Göğüste “Ezici Baskı”

Kalp krizinin her zaman filmlerdeki gibi klasik belirtilerle ortaya çıkmadığını hatırlatan Prof. Dr. Bal, kriz anındaki en belirleyici unsurun göğüs ağrısının karakteri olduğunu söyledi.

Göz kararması, soğuk terleme ya da nefes darlığı gibi semptomların tansiyon veya şeker düşüklüğünde de görülebileceğini belirten Bal, “Kalp krizinde en temel bulgu göğüs ağrısıdır. Tüm göğüs kafesini kaplayan, ezici bir baskı tarzında olur ve genellikle hastaya bir ölüm korkusu hissi verir. Göğsümde ağırlık oluştu, öküz oturdu, taş kondu gibi tarifler yapıldığında bu, ciddiyetle üzerinde durulması gereken bir durumdur” dedi. Bal, hastaların ağrıyı “iğne battı, bıçak saplandı” şeklinde tarif etmesinin kalp krizi açısından genellikle anlamlı olmadığını da sözlerine ekledi.

Mide Bulantısı ve Sessiz Kalp Krizlerine Dikkat

Bazı hasta gruplarında kalp krizinin çok daha sinsi seyredebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bal, özellikle diyabet hastalarını uyardı:

  • Diyabet Hastalarında Risk: Şeker hastalığında ağrı eşiği ve algısı bozulabildiği için hastalar göğüste yalnızca hafif bir huzursuzluk hissedip “sessiz kalp krizi” geçirebiliyor.

  • Mide Şikayetiyle Karışabilir: Kalbi mide ile ayıran ince diyafram kası bölgesinden geçen sağ koroner arter krizlerinde, hastalar acil servise sadece mide bulantısı ve kusma şikâyetiyle başvurabiliyor. Çekilen EKG’de hastanın o an kalp krizi geçirdiği tesadüfen anlaşılabiliyor.

40 Yaşından Sonra Temel Kontrol Şart

Efor kapasitesindeki azalmanın, merdiven çıkarken ya da yürürken çabuk yorulmanın fark edilmesi gereken sinsi bir işaret olduğunu belirten Prof. Dr. Uğur Abbas Bal, ağrının süresine dair şu kritik uyarıyı yaptı: “Özellikle eforla, sinirlenmeyle veya üzülmeyle tetikleniyorsa ve 15-20 dakika içinde istirahatle geçiyorsa ciddiye alınmalı; aralıklı oluyorsa kontrole gidilmeli. Ama 20 dakikadan uzun sürüyorsa hiç beklenmemeli, hemen acile gidilmelidir.”

Yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, tansiyon, şeker hastalığı ve aile öyküsünün başlıca risk faktörleri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bal, hiçbir risk faktörü olmasa dahi 40 yaşına gelmiş her bireyin mutlaka EKG, ekokardiyografi ve temel metabolik parametreleri içeren kapsamlı bir kalp kontrolünden geçmesi gerektiğini ifade etti.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar