Deprem önceden bilinebilir mi? Bilim ne söylüyor?

Deprem önceden bilinebilir mi? Bilim ne söylüyor?

Deprem önceden bilinebilir mi sorusu, her büyük sarsıntının ardından yeniden sorulur. Sosyal medyada “şu gün büyük deprem olacak” diyen paylaşımlar yayılır, bazı isimler depremi önceden bildiğini öne sürer. Bilimin bu konudaki yanıtı nettir: Bugün için hiçbir yöntemle bir depremin yeri, zamanı ve büyüklüğü birlikte ve güvenilir biçimde önceden söylenemez. Ancak bu, depremler hakkında hiçbir şey bilinmediği anlamına gelmez.

Deprem önceden bilinebilir mi? Kısa yanıt

Bir deprem kestiriminin bilimsel sayılabilmesi için üç şeyi birlikte vermesi gerekir: tarih ve saat, yer ve büyüklük. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu dâhil dünyanın önde gelen kurumları, bugüne dek hiçbir bilim insanının büyük bir depremi bu ölçütlerle önceden bildiremediğini ve öngörülebilir gelecekte de bunun beklenmediğini belirtiyor. “Önümüzdeki günlerde bir yerlerde deprem olabilir” gibi genel ifadeler tahmin sayılmaz; çünkü dünyada her gün yüzlerce deprem olur.

Tahmin ile olasılık hesabı arasındaki fark

İki kavram sıkça karıştırılır.

  • Kısa vadeli tahmin: “Şu tarihte, şurada, şu büyüklükte deprem olacak” demektir. Bugün mümkün değildir.
  • Uzun vadeli olasılık hesabı: “Bu fayda 30 yıl içinde 7 ve üzeri deprem olma olasılığı şu kadardır” demektir. Bu, bilimsel olarak yapılabilir ve yapılmaktadır.

Olasılık hesapları; fayın uzunluğuna, yıllık kayma hızına, geçmiş depremlerin tarihlerine ve son büyük depremden bu yana geçen süreye dayanır. Deprem tehlike haritaları ve bina yönetmelikleri bu hesaplar üzerine kurulur. İstanbul için yapılan değerlendirmeleri İstanbul depremi yazımızda ele aldık.

Deprem neden bilinemiyor?

Faylarda gerilimin biriktiği bilinir; ancak kırılmanın tam olarak ne zaman başlayacağını belirleyen koşullar, kilometrelerce derinde ve doğrudan gözlenemeyen bir ortamda gelişir. Kayaçların dayanımı, fay yüzeyindeki pürüzler ve sıvı basıncı gibi etkenler yerden yere değişir. Küçük bir kırılmanın küçük kalıp kalmayacağı ya da büyük bir depreme dönüşüp dönüşmeyeceği, kırılma başladıktan sonra belli olur. Sistem bu yönüyle kaotik bir yapıdadır.

Öncü işaretler işe yarıyor mu?

Bilim insanları onlarca yıldır depremden önce ortaya çıkabilecek işaretleri araştırıyor:

  • Öncü depremler: Bazı büyük depremlerden önce küçük sarsıntılar olur; ancak çoğu küçük deprem dizisinin ardından büyük bir deprem gelmez. Bir sarsıntının öncü olduğu ancak sonradan anlaşılır.
  • Radon gazı ve yer altı suyu değişimleri: Bazı depremlerden önce değişimler bildirilmiştir; ama tutarlı ve güvenilir bir ilişki kurulamamıştır.
  • Elektromanyetik sinyaller ve gökyüzündeki ışıklar: Gözlemler vardır; yinelenebilir bir yöntem ortaya konamamıştır.
  • Yer kabuğundaki biçim değişimleri: Uydu ölçümleri gerilim birikimini gösterir; kırılma anını göstermez.

Sorun, bu işaretlerin bazen deprem olmadan da görülmesi, bazen de büyük depremlerden önce hiç görülmemesidir.

Hayvanlar depremi önceden hisseder mi?

Depremden önce köpeklerin havladığı, kuşların havalandığı, balıkların kıyıya vurduğu sıkça anlatılır. Hayvanların, insanların fark edemediği ilk zayıf P dalgalarını saniyeler önce algılaması mümkündür. Ancak saatler ya da günler öncesinden güvenilir biçimde haber verdiklerini gösteren bilimsel bir kanıt yoktur. Hayvanlar pek çok nedenle huzursuz olabilir; bu davranışlar bir uyarı sistemi olarak kullanılamaz.

Ay, gezegenler ve “deprem kâhinleri”

Gezegenlerin dizilimine, Ay’ın evrelerine ya da bulutların biçimine dayanarak deprem tarihi veren iddiaların bilimsel bir temeli yoktur. Ay’ın ve Güneş’in çekim etkisinin yer kabuğunda çok küçük gerilim değişimleri yarattığı bilinir; ancak bunun büyük depremlerin zamanını belirlediği gösterilememiştir.

Bu tür iddialarda bulunanların “tutturduğu” izlenimi şuradan gelir: Sık ve belirsiz açıklama yapan biri, er ya da geç bir depreme denk gelir. Tutmayan onlarca açıklama unutulur, tutan hatırlanır.

Tarihten örnekler

1975’te Çin’in Haiçeng kentinde, artan öncü sarsıntılar üzerine yapılan tahliye, deprem tahmininin başarı örneği olarak anlatılır. Ancak bir yıl sonra, 1976’da aynı ülkede Tangşan depremi hiçbir uyarı olmadan geldi ve yüz binlerce can aldı. ABD’de Parkfield’da düzenli aralıklarla yinelenen depremlere dayanarak 1990’ların başına kadar beklenen deprem ise ancak 2004’te gerçekleşti. Bu örnekler, kısa vadeli tahminin ne kadar güvenilmez olduğunu gösterir.

Erken uyarı sistemleri tahmin değildir

Deprem erken uyarı sistemleri, depremi önceden bilmez; başlamış bir depremi çok hızlı algılar. Fayda kırılma başladığında önce hızlı ama zararsız P dalgaları yayılır. Merkez üssüne yakın istasyonlar bunu algılayıp, yıkıcı S dalgaları ve yüzey dalgaları daha uzaktaki yerleşimlere ulaşmadan önce uyarı gönderir.

Kazanılan süre, uzaklığa göre birkaç saniye ile onlarca saniye arasındadır. Bu süre; trenleri yavaşlatmak, doğal gazı kesmek, asansörleri en yakın katta durdurmak, ameliyatı duraklatmak ve insanların çöküp kapanması için değerlidir. Japonya, Meksika ve ABD’nin batı kıyısında bu sistemler kullanılıyor. Akıllı telefonların sensörlerinden yararlanan uyarı uygulamaları da yaygınlaşıyor. Merkez üssüne çok yakın yerlerde ise uyarı için yeterli süre kalmaz.

Bilinemiyorsa ne yapacağız?

Depremin zamanını bilememek, çaresiz olmak demek değildir. Nerede ve ne büyüklükte deprem olabileceği büyük ölçüde biliniyor. Bu bilgiyle yapılacaklar bellidir: diri fayların ve kötü zeminlerin üzerine yapı yapmamak, binaları yönetmeliğe uygun inşa etmek, riskli yapıları yenilemek ve bireysel hazırlığı tamamlamak. Deprem tahmini değil, depreme dayanıklı yapı hayat kurtarır.

Artçı ve öncü sarsıntıların nasıl yorumlandığını artçı deprem nedir yazımızda, güvenilir deprem bilgisine nereden ulaşılacağını son depremler yazımızda bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar