13 Yılda 21 Bin Uzman Doktor Kamu Hastanelerini Terk Etti: Sağlık Sistemi Alarm Seviyesinde

13 Yılda 21 Bin Uzman Doktor Kamu Hastanelerini Terk Etti: Sağlık Sistemi Alarm Seviyesinde

13 yılda 21 bin uzman hekim kaybı

Türkiye’nin kamu hastaneleri, son 13 yılda görünmez ama kritik bir kayıp yaşadı: uzman hekimler. Türk Tabipleri Birliği verilerine dayanan haber ve analizlerde, 2013–2025 arasında kamudan istifa eden uzman hekim sayısının 21 bin 362’ye ulaştığı belirtiliyor.

Sadece 2025’in ilk 10 ayında kamudaki 1.759 uzman hekimin görevinden ayrıldığı, bunun da ayda ortalama 176 hekime denk geldiği ifade ediliyor.

Bu durum, halihazırda OECD ortalamasının altında hekim sayısına sahip Türkiye için, özellikle kamu sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor.

Neden gidiyorlar? Ağır iş yükü, düşük ücret, şiddet ve mobbing

Meslek örgütleri ve hekimlerin ortak değerlendirmeleri tabloyu şöyle özetliyor:

Ağır ve kontrolsüz iş yükü

Günde yüzlerce hastaya hizmet veren poliklinikler
Neredeyse kesintisiz nöbetler
Ücretlerin yoksulluk sınırına yakın seyretmesi

Emek ve riskle uyumsuz gelir algısı
Sağlıkta şiddet ve mobbing

Beyaz koda rağmen önlenemeyen fiziksel ve sözlü saldırılar
Yönetim baskısı, performans ve kota zorlamaları
Eğitim ve akademide yaşanan tıkanıklık

Asistanların eğitim yerine “iş gücü” olarak kullanılması şikâyetleri
Uzmanların kariyer planı yapamaması
Hacettepe ve benzeri akademik çalışmalarda, sağlık çalışanlarının iş yaşam kalitesi ile yurt dışına gitme isteği ve şiddet maruziyeti arasında anlamlı bir ilişki olduğu vurgulanıyor. Şiddete maruz kalanların göç eğilimi, diğerlere kıyasla belirgin şekilde yüksek.

“Hastane var, doktor yok” riski: Hastalar için ne anlama geliyor?

Uzman hekimlerin kamudan ayrılması sadece istatistik değil, hastanın hayatına doğrudan etkisi olan bir sonuç doğuruyor:

Bazı şehirlerde, özellikle doğu ve güneydoğu illerinde, kritik branşlarda tek uzman hekimin kaldığı veya hiç uzman bulunmadığı örnekler artıyor.
Randevu alma süresi uzuyor, MHRS’de “uygun hekim yok” uyarısı daha sık görülüyor.
Acil servisler, poliklinik yükünü de üstlenen “genel çözüm alanı”na dönüşüyor.
Bu durum, doktorların tercihi olmaktan çok, hastaların sağlık hizmetine erişim hakkını doğrudan etkileyen yapısal bir kriz olarak tanımlanıyor.

Gitmek demek ülkeyi terk etmek mi? Kamu–özel dengesi

Rakamlar, hekimlerin önemli bir bölümünün Türkiye’den değil, kamudan ayrıldığını ortaya koyuyor.

Uzman hekimler bir kısmı özel hastaneler ve tıp merkezlerine geçiş yapıyor.
Bir bölümü ise yurt dışına gitmeye hazırlanıyor veya gitmeyi tercih ediyor.
Sağlık Bakanlığı ise özellikle yurt dışına giden hekim sayısının abartıldığını savunuyor. Bakan Kemal Memişoğlu, 2025 yılı için şu bilgileri paylaştı:

Toplam 233 bin hekim bulunduğunu,
2025’te yurt dışına çıkan hekim sayısının 412 olduğunu,
Önceki yıllarda ayrılanlardan 249 hekimin 2025’te geri döndüğünü ifade etti.
Bu resmi tablo, “ülkeyi terk eden doktorlar” algısını sınırlı gösterse de, esas büyük hareketin kamu–özel alanında yaşandığını ortaya koyuyor.

En kırılgan halkalar: Taşra hastaneleri ve eğitim kurumları

Uzman hekim istifalarının etkisi her yerde aynı değil. Araştırmalar ve saha haberleri özellikle;

Taşra devlet hastaneleri,
Üniversite hastaneleri ve
Eğitim–araştırma hastanelerinin
daha savunmasız olduğunu gösteriyor. Bazı illerde:

Yoğun bakım, çocuk ve kadın doğum gibi branşlarda uzman hekim sayısı kritik eşiklerin altına düşüyor.
Üniversite hastanelerinde nitelikli hoca ve eğiticilerin ayrılması, tıp eğitiminin kalitesini tartışmaya açıyor.
Meslek örgütleri bu durumu, “bugünün randevu krizi, yarının nitelikli hekim krizidir” uyarısıyla özetliyor.

Bakanlık ne diyor, hekimler ne istiyor?

Sağlık Bakanlığı’nın açıklaması:

Yeni mezun sayısının arttığını,
Beyaz Reform sonrası kamuda hekim sayısında artış yaşandığını,
Yurt dışına giden doktor sayısının azaldığını,
Günlük muayene sayılarının 2,6 milyona ulaştığını vurguluyor.
Hekimlerin talepleri ise özetle şöyle:

Öngörülebilir ve insanca çalışma koşulları

Nöbet, icap ve poliklinik yükünün dengelenmesi
Şiddete karşı etkin koruma

Caydırıcı yasal düzenlemeler ve etkin uygulama
Adil ve sürdürülebilir ücret politikası

Temel maaşın güçlendirilmesi, performans baskısının azaltılması
Eğitim ve akademiye daha fazla alan açılması

Asistanların “ucuz iş gücü” değil, gerçekten eğitim alan hekimler olarak görülmesi

Çözüm mümkün mü? Uzmanlara göre “pencere kapanmadan”

Türkiye, hekim sayısı, yaşlanan nüfus ve kronik hastalık yükü göz önüne alındığında, uzman hekim kaybını en az tolere edebilecek ülkeler arasında yer alıyor.

Uzmanlar, atılması gereken temel adımları şöyle sıralıyor:

Kamu ve özel sektör dengesinin yeniden düzenlenmesi,
Şiddet ve mobbingi azaltacak, hekimi koruyan bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması,
Sağlıkta performans ve kota sisteminin, hastanın niteliğini ön plana alan bir modele dönüştürülmesi,
Tıp fakülteleri ve asistanlık süreçlerinde nitelik odaklı reformların yapılması.
Aksi takdirde, bugün “bir stadyum dolusu hekim istifa etti” diye okuduğumuz rakamların, yarın “bir ülkenin sağlık hafızası eridi” başlığına dönüşebileceği uyarısı yapılıyor.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar