Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından önemli satır başları şöyle:

“Elektronik ve dijital çağın zorluklarına rağmen, aile olma bilincini canlı tutan aziz milletimizin her bir ailesine saygılarımı sunuyorum. Tüm hanelerimize Rabbimden sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum. Son 10 yılda aileyi güçlendirmek, nüfusu artırmak ve sosyal-ekonomik yaşamda ailenin rolünü güçlendirmek için güçlü bir irade gösteren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı gönülden tebrik ediyorum.

Aile Kurumunun Gücü ve Önemi

Artan tehditlere rağmen aile kurumunun asli görevini yerine getirmesine katkı sağlayan sivil toplum kuruluşlarımıza, medyada ve sosyal medyada destek veren herkese teşekkür ediyorum. Bir milletin gücü sadece askeri, ekonomik ya da teknolojik gücüyle ölçülmez. Asıl güç, ailede tüten ocakta ve nesilden nesile aktarılan değerlerde gizlidir. Aile ve nüfus on yılı vizyon belgemizle, atılacak adımların aileyi daha da güçlendireceğine inanıyor, bu sürecin ülkemiz ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

2025 Aile Yılı ve Yarışmalar

Bugün 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen yarışmalarda dereceye giren kardeşlerimize ödüllerini vereceğiz. "Ailemiz Geleceğimiz" temalı fotoğraf ve kısa film yarışmaları başta olmak üzere ödül alan herkesi tebrik ediyorum. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz. Aile hem insanın en korunaklı çatısı, hem de ilk okuludur. Merhamet, şefkat, empati, sevgi, kardeşlik, vatan sevgisi ailede başlar. Şahsiyet ailede şekillenir ve gelişir. Güçlü aileler güçlü bireyler, güçlü toplum demektir. Aile zayıfladığında ise toplum zarar görür. Ailenin huzuru, güvenliği, birliği; milletin huzur, güven ve birliğinden ayrı düşünülemez.

Ailenin Temel Değeri ve Tarihsel Rolü

Anayasamızın 41. maddesindeki "Aile Türk toplumunun temelidir" ifadesi, milletimizin asli kimliğini ve sorumluluğunu yansıtır. Türk milleti tarih boyunca aile bağlarının gücü sayesinde ülkesi ve kültürüyle varlığını sürdürmüştür. Devletimizin ve vatanımızın ana olmasının temelinde aileyi merkeze alan bu kültür mirası vardır. Sağlıklı bireyler, güçlü ailelerle mümkün olur. Aileler ise ülkemizin geleceğinin en güvenli limanıdır.

Dijital Çağda Aile ve Toplumsal Değişim

Dijital teknoloji çağında aile yapılarında dönüşüm yaşanıyor, ciddi sınamalar var. 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan hükümet olarak ülkemizi yarınlara hazırlamaya devam ediyoruz. 2002’den beri aile ve nüfus konusundaki mücadelemiz sürüyor. 2007'de "en az üç çocuk" çağrımızı yaparak yaklaşan tehlikeye dikkat çektik. Önceleri sert eleştirilere maruz kaldık, ancak zaman içinde haklılığımız anlaşıldı. Bu mücadele devam edecek ve aileyi güçlendirmeye yönelik çalışmalarımız ilerleyen dönemlerde daha iyi anlaşılacaktır.

Nüfus Politikalarında Gerçekler ve Zorluklar

1960'lardan bu yana uygulanan yanlış nüfus politikalarının olumsuz etkileriyle yüzleşiyoruz. Nüfus artışı ile kalkınma arasında zıtlık olduğu iddiası yanlış ve zararlıdır. Türkiye’de uzun süre aile küçültülürken çok çocuklu aileler haksızca suçlandı. Sağlık sistemlerinde kaynaklar yanlış politikalarla heba edildi. Şimdi ise dünyada refah seviyesi olan ülkelerin hemen hepsi nüfus azalmasından ve yaşlanmasından şikayetçi. Biz de bu küresel dalgadan etkileniyoruz.

Nüfus ve Aile Yapısındaki Güncel Veriler

Aile bağları kopuyor; evlilik yaşı yükseliyor, boşanma artıyor ve doğurganlık oranı düşüyor. 2017’den beri doğurganlık hızı yenilenme seviyesi olan 2.1’in altına indi. 2024’te %1.48’e geriledi, 2025’te daha da düşmesi bekleniyor. 2014’te yılda 1.351.000 bebek dünyaya gelirken, 2023’te bu sayı 1 milyonun altına düştü. Ayrıca, ortanca yaş 2025’te 34.9’a yükseldi ve yaşlı nüfus oranı %11.1 oldu. Kırsal alanlarda yaşlı nüfus, çocuk nüfusundan fazla.

Hane halkı büyüklüğü 30.08’e düştü, tek kişilik haneler %20.5’e ulaştı. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28.5, kadınlarda 26 iken, 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadınların oranı %79, erkeklerde ise %94’tür. Bu tablo, gelecek için endişe yaratıyor ve harekete geçilmesini zorunlu kılıyor.

Türkiye’nin Demografik Durumu ve Politikalar

Bu sorunlar sadece Türkiye’ye özgü değil, pek çok ülke benzer sıkıntılarla karşı karşıya. Ancak Türkiye, Avrupa ile kıyaslandığında iyi bir konumdadır. Örneğin, Türkiye’nin ortanca yaşı Avrupa’dakinden yaklaşık 10 yıl daha gençtir. Buna rağmen, ileriyi öngörerek gerekli tedbirleri alıyoruz. 2026-2035 dönemi için "Aile ve Nüfus On Yılı" olarak belirledik ve geniş kapsamlı politikalar uygulamaya devam ediyoruz.

Hükümetin Aile Destek Politikaları

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki "aile" ifadesine tahammül edemeyen marjinal kesimlere rağmen, önemli adımlar attık. 2025 Aile Yılı, aile ve nüfus bilincinin artmasına vesile oldu. Aile ve gençlik fonunu deprem bölgesinden başlayarak tüm Türkiye'ye yaydık. 2026’da kredi tutarlarını artırdık, şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlere sağladığımız destek 150.000 TL’den 250.000 TL’ye çıkarıldı, geri ödemesiz iki yıl ve 48 ay vade ile kredi sağlanıyor. Doğum yardımlarını artırdık, yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini uygulamaya koyduk. Üç ve daha fazla çocuklu ailelere sosyal konutlarda öncelik verdik. Doğum izinlerini yeniden düzenleyerek çalışan kadınların izin sürelerini 24 haftaya çıkardık. Babalık iznini hem özel sektörde hem kamu çalışanlarında artırdık, koruyucu ailelere de 10 günlük izin verdik.

Yeni yasamızın tüm ailelere hayırlı olmasını dilerim. 2025 Aile Yılı ile başlayan süreçte aile ve nüfus konularını toplum ve siyaset gündemine taşıdık. Şimdi bunu daha da ileri noktaya taşımak için aileyi toplumun temeli, nüfusu milletimizin geleceği olarak gören güçlü bir devlet iradesi ile 2026-2035 dönemini "Aile ve Nüfus On Yılı" ilan ettik. Vizyon Belgemiz; insanla başlayıp, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen ve istikbale yürüyen Türkiye'nin yol haritasıdır.”